|  
  |  
  |  
Mart 28, 2015
 
 
 
 
 
 

Bayramda neden el öpülür?

18 Ağustos 2012, Cumartesi / ,
Add to Google
Türk toplumunda ayrılık ve kavuşma anlarında olduğu gibi bayramlarda da gelenekselleşmiş adabı muaşeret kurallarından biridir el öpme.
 

Sevgi, saygı, sadakat gibi pek çok duygunun belli zamanlarda bu yollu ifadesidir. Ayrıca, yalnızca bize özgü bir davranış da değil. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi farklı coğrafyalarda da büyüklere saygı ifadesi olarak karşımıza çıkıyor el öpme âdeti. Batı’da ise farklı şekillerini görüyoruz. Peki, hiç düşündünüz mü el öpme âdeti nasıl ortaya çıkmış ve toplumuzda yerleşmiş? Ya da bu davranışın altında hangi anlamlar gizli?

El öpmenin gelenekselleşmesi konusunda kesin bir yargıya ulaşmak elbet zor. Ancak ilk örneklerine bakıldığında kaynaklar bizi Asrı Saadet dönemine götürüyor. Konuya dair sorularımızı cevaplandıran Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Abdullah Kahraman hadis kitaplarından nakledilen bilgilere göre sahabelerin, Hz. Peygamber (sas)’in elini öptüklerinin bilindiğine dikkat çekiyor. Örneğin, Kâb bin Mâlik ve arkadaşlarının, Tebük Gazası meselesinden sonra affedilmelerine ilişkin ayetler inince Resûlullah’a giderek mübarek ellerini öptükleri aktarılmış. Buradan yola çıkarak, annebabanın, yaşlıların, hocaların ve devlet büyüklerinin saygı ve muhabbet ifadesi olarak elinin öpülebileceğini söylüyor Prof. Dr. Kahraman. Ancak bazı durumlarda bu eylemin mekruh olduğunu özellikle belirtiyor. Şöyle ki, İslâm âlimleri, hürmet ve dindarlıktan dolayı kucaklaşıp, el ve başı öpmenin mubah olduğunu söylemiş, dünyalık bir mesele ya da menfaat için el öpmeninse mekruh olduğu fikrinde birleşmiş. Kahraman ayrıca “İslam, bir kimsenin karşısında dalkavukluk yapmayı eğilip bükülmeyi de çirkin bir hareket saymıştır. El öpmeden önce eli öpülecek kişinin önünde yere kapanmak, yeri öpmek etek öpmek gibi davranışların da İslam diniyle bağdaşması mümkün değil.” diyor. Mesele burada tam da şu noktaya geliyor: İslam toplumların örf, adet ve muaşeret kurallarını dikkate alıyor, ancak olduğu gibi kabul etmek yerine dinin, aklın, canın, neslin ve malın korunması gibi temel esaslara aykırı olmamalarını şart koşuyor. Prof. Dr. Kahraman “Dinimiz tüm bunlarla uyumlu olanları kabul etmekte, olmayanları ise uyumlu hale getirmektedir.” diyor.  ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU

 
Yazarlar
MEHMET KAMIŞ  MEHMET KAMIŞ
Müfteri
Turhan Bozkurt Turhan Bozkurt
TMSF’de panik
ALİ H. ASLAN  ALİ H. ASLAN
O mektup
ALİ ÜNAL  ALİ ÜNAL
‘Safderûn, zavallı millet'
EKREM DUMANLI  EKREM DUMANLI
YOBAZLAŞMA
SELÇUK GÜLTAŞLI  SELÇUK GÜLTAŞLI
Savulun! Halife geliyor…
A. TURAN ALKAN  A. TURAN ALKAN
Bir operasyonun düşündürdükleri...
M. NEDİM HAZAR  M. NEDİM HAZAR
Bir beslenme şekli olarak nefret
ABDULLAH AYMAZ  ABDULLAH AYMAZ
Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası
AHMET KURUCAN  AHMET KURUCAN
Dün devlete ‘tâgût’ diyenler, bugün nerelere savruldu?
MUSTAFA ÜNAL  MUSTAFA ÜNAL
AKP’nin listesi...
BÜLENT KORUCU  BÜLENT KORUCU
Kandırıldık ey halkım!
NURİYE AKMAN  NURİYE AKMAN
Çanakkale filmleri
SÜLEYMAN SARGIN SÜLEYMAN SARGIN
Kırık dökük birkaç satır
SEVGİ AKARÇEŞME SEVGİ AKARÇEŞME
Parayla sipariş mektup olur mu?
AHMED ŞAHİN  AHMED ŞAHİN
Peygamberimiz’in (sas) aile hayatından mesajlı misaller
Mehmet Çetingüleç Mehmet Çetingüleç
Ali Babacan ne demek istiyor?
HİLMİ YAVUZ  HİLMİ YAVUZ
Vesvese, kuruntu, vehim
ABDÜLHAMİT BİLİCİ  ABDÜLHAMİT BİLİCİ
Toplumun yarısını düşman gören anlayışla Çanakkale Zaferi kazanılır mıydı?
Lale Kemal Lale Kemal
Lira düşüyor, silah alımları artıyor!
AHMET ÇAKIR  AHMET ÇAKIR
Popescu hapiste, bizdeki muhataplar nerede?
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE  MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Türkiye’nin yeni aktörleri