|  
  |  
  |  
  |  
Kasım 28, 2014
 
 
 
 
 
 

Bayramda neden el öpülür?

18 Ağustos 2012, Cumartesi / ,
Add to Google
Türk toplumunda ayrılık ve kavuşma anlarında olduğu gibi bayramlarda da gelenekselleşmiş adabı muaşeret kurallarından biridir el öpme.
 

Sevgi, saygı, sadakat gibi pek çok duygunun belli zamanlarda bu yollu ifadesidir. Ayrıca, yalnızca bize özgü bir davranış da değil. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi farklı coğrafyalarda da büyüklere saygı ifadesi olarak karşımıza çıkıyor el öpme âdeti. Batı’da ise farklı şekillerini görüyoruz. Peki, hiç düşündünüz mü el öpme âdeti nasıl ortaya çıkmış ve toplumuzda yerleşmiş? Ya da bu davranışın altında hangi anlamlar gizli?

El öpmenin gelenekselleşmesi konusunda kesin bir yargıya ulaşmak elbet zor. Ancak ilk örneklerine bakıldığında kaynaklar bizi Asrı Saadet dönemine götürüyor. Konuya dair sorularımızı cevaplandıran Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Abdullah Kahraman hadis kitaplarından nakledilen bilgilere göre sahabelerin, Hz. Peygamber (sas)’in elini öptüklerinin bilindiğine dikkat çekiyor. Örneğin, Kâb bin Mâlik ve arkadaşlarının, Tebük Gazası meselesinden sonra affedilmelerine ilişkin ayetler inince Resûlullah’a giderek mübarek ellerini öptükleri aktarılmış. Buradan yola çıkarak, annebabanın, yaşlıların, hocaların ve devlet büyüklerinin saygı ve muhabbet ifadesi olarak elinin öpülebileceğini söylüyor Prof. Dr. Kahraman. Ancak bazı durumlarda bu eylemin mekruh olduğunu özellikle belirtiyor. Şöyle ki, İslâm âlimleri, hürmet ve dindarlıktan dolayı kucaklaşıp, el ve başı öpmenin mubah olduğunu söylemiş, dünyalık bir mesele ya da menfaat için el öpmeninse mekruh olduğu fikrinde birleşmiş. Kahraman ayrıca “İslam, bir kimsenin karşısında dalkavukluk yapmayı eğilip bükülmeyi de çirkin bir hareket saymıştır. El öpmeden önce eli öpülecek kişinin önünde yere kapanmak, yeri öpmek etek öpmek gibi davranışların da İslam diniyle bağdaşması mümkün değil.” diyor. Mesele burada tam da şu noktaya geliyor: İslam toplumların örf, adet ve muaşeret kurallarını dikkate alıyor, ancak olduğu gibi kabul etmek yerine dinin, aklın, canın, neslin ve malın korunması gibi temel esaslara aykırı olmamalarını şart koşuyor. Prof. Dr. Kahraman “Dinimiz tüm bunlarla uyumlu olanları kabul etmekte, olmayanları ise uyumlu hale getirmektedir.” diyor.  ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU

 
Yazarlar
AHMET ÇAKIR  AHMET ÇAKIR
Vah Cim Bom vah!
Ali Yurttagül Ali Yurttagül
Gümrük Birliği sorunu
AHMET KURUCAN  AHMET KURUCAN
Şeytanın sağdan yaklaşma dönemi
AHMET SELİM  AHMET SELİM
Hayat ve insan
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE  MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Etyen’in geç kalan ahlâkı
ALİ BULAÇ  ALİ BULAÇ
Manastır, kilise, havra ve mescitler!
Joost Lagendijk Joost Lagendijk
İşte yine başladık
Lale Kemal Lale Kemal
Derin devletin Dersim masalı
AHMED ŞAHİN  AHMED ŞAHİN
Sahabenin namazından bir örnek!
M. NEDİM HAZAR  M. NEDİM HAZAR
İsimsiz kahramanlar
MEHMET KAMIŞ  MEHMET KAMIŞ
İktidar olmanın ruh hali
A. TURAN ALKAN  A. TURAN ALKAN
Hıyanet-i vataniye kesmez, ‘takrir-i sükûn’ da isteriz!
SEVGİ AKARÇEŞME SEVGİ AKARÇEŞME
Türkiye’nin eriyen itibarı
Turhan Bozkurt Turhan Bozkurt
Bank Asya destanı
NURİYE AKMAN  NURİYE AKMAN
Pakete mi girmeli, paketten mi çıkmalı?
ŞAHİN ALPAY  ŞAHİN ALPAY
‘AKP-Hizmet ittifakı’na ne oldu?
ABDÜLHAMİT BİLİCİ  ABDÜLHAMİT BİLİCİ
Yurtta huzur, cihanda itibarı yakalamanın yolu
ABDULLAH AYMAZ  ABDULLAH AYMAZ
‘Ümmet-i Muhammed hangisi bilemedim!’
EKREM DUMANLI  EKREM DUMANLI
Altından kalkamazsınız
ALİ H. ASLAN  ALİ H. ASLAN
Tiyatro ve gerçekler
ALİ ÜNAL  ALİ ÜNAL
‘Ak’ Saray’ın mesajları
SELÇUK GÜLTAŞLI  SELÇUK GÜLTAŞLI
‘Fethullahçı BBC’ de Samanyolu’na girdi
BÜLENT KORUCU  BÜLENT KORUCU
Her şeyi Paralele Bağlama Teşkilatı (HPBT)