|  
  |  
  |  
  |  
Kasım 01, 2014
 
 
 
 
 
 

Bayramda neden el öpülür?

18 Ağustos 2012, Cumartesi / ,
Add to Google
Türk toplumunda ayrılık ve kavuşma anlarında olduğu gibi bayramlarda da gelenekselleşmiş adabı muaşeret kurallarından biridir el öpme.
 

Sevgi, saygı, sadakat gibi pek çok duygunun belli zamanlarda bu yollu ifadesidir. Ayrıca, yalnızca bize özgü bir davranış da değil. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi farklı coğrafyalarda da büyüklere saygı ifadesi olarak karşımıza çıkıyor el öpme âdeti. Batı’da ise farklı şekillerini görüyoruz. Peki, hiç düşündünüz mü el öpme âdeti nasıl ortaya çıkmış ve toplumuzda yerleşmiş? Ya da bu davranışın altında hangi anlamlar gizli?

El öpmenin gelenekselleşmesi konusunda kesin bir yargıya ulaşmak elbet zor. Ancak ilk örneklerine bakıldığında kaynaklar bizi Asrı Saadet dönemine götürüyor. Konuya dair sorularımızı cevaplandıran Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Abdullah Kahraman hadis kitaplarından nakledilen bilgilere göre sahabelerin, Hz. Peygamber (sas)’in elini öptüklerinin bilindiğine dikkat çekiyor. Örneğin, Kâb bin Mâlik ve arkadaşlarının, Tebük Gazası meselesinden sonra affedilmelerine ilişkin ayetler inince Resûlullah’a giderek mübarek ellerini öptükleri aktarılmış. Buradan yola çıkarak, annebabanın, yaşlıların, hocaların ve devlet büyüklerinin saygı ve muhabbet ifadesi olarak elinin öpülebileceğini söylüyor Prof. Dr. Kahraman. Ancak bazı durumlarda bu eylemin mekruh olduğunu özellikle belirtiyor. Şöyle ki, İslâm âlimleri, hürmet ve dindarlıktan dolayı kucaklaşıp, el ve başı öpmenin mubah olduğunu söylemiş, dünyalık bir mesele ya da menfaat için el öpmeninse mekruh olduğu fikrinde birleşmiş. Kahraman ayrıca “İslam, bir kimsenin karşısında dalkavukluk yapmayı eğilip bükülmeyi de çirkin bir hareket saymıştır. El öpmeden önce eli öpülecek kişinin önünde yere kapanmak, yeri öpmek etek öpmek gibi davranışların da İslam diniyle bağdaşması mümkün değil.” diyor. Mesele burada tam da şu noktaya geliyor: İslam toplumların örf, adet ve muaşeret kurallarını dikkate alıyor, ancak olduğu gibi kabul etmek yerine dinin, aklın, canın, neslin ve malın korunması gibi temel esaslara aykırı olmamalarını şart koşuyor. Prof. Dr. Kahraman “Dinimiz tüm bunlarla uyumlu olanları kabul etmekte, olmayanları ise uyumlu hale getirmektedir.” diyor.  ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU

 
Yazarlar
AHMET SELİM  AHMET SELİM
Samimiyetsizlik, bencillik ve genel görüşüm
ŞAHİN ALPAY  ŞAHİN ALPAY
Cumhuriyet’in 91. yılında manzara
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE  MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
MGK’da patron kim?
Ali Yurttagül Ali Yurttagül
Yolsuzluk ve geri kalmışlık
AHMET KURUCAN  AHMET KURUCAN
‘Selam verdim rüşvet değil diye almadılar’
MUSTAFA ÜNAL  MUSTAFA ÜNAL
Eksik Cumhuriyet
A. TURAN ALKAN  A. TURAN ALKAN
Ey dindarlar, nefs-i levvâme nedir?
M. NEDİM HAZAR  M. NEDİM HAZAR
Kertenkele
Joost Lagendijk Joost Lagendijk
Gazeteciler barışa katkı sağlayabilir mi/sağlamalı mı?
Lale Kemal Lale Kemal
Erdoğan’la Davutoğlu arasındaki güç savaşı kızışabilir
NURİYE AKMAN  NURİYE AKMAN
Pek yakında bu sinemada
SEVGİ AKARÇEŞME SEVGİ AKARÇEŞME
Zaman’ın önündeki yol
ABDÜLHAMİT BİLİCİ  ABDÜLHAMİT BİLİCİ
Ulusal karakter ve ahlak testi!
AHMED ŞAHİN  AHMED ŞAHİN
Bir hicri yılbaşı muhasebesi
ALİ H. ASLAN  ALİ H. ASLAN
Obama, Erdoğan ve Kürtler
ALİ ÜNAL  ALİ ÜNAL
TOKİ–LEGO medeniyeti
EKREM DUMANLI  EKREM DUMANLI
Savcıların akibeti
SELÇUK GÜLTAŞLI  SELÇUK GÜLTAŞLI
Hocaefendi, Birleşmiş Milletler’de konuştu!
GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU  GÜNSELİ ÖZEN OCAKOĞLU
Güler Sabancı’yı ağlatan konuşmacı
SÜLEYMAN SARGIN SÜLEYMAN SARGIN
Dâru’n-Nedve
ABDULLAH AYMAZ  ABDULLAH AYMAZ
Kestanepazarı’ndan Kestane Kampı’na