|  
  |  
  |  
  |  
Aralık 20, 2014
 
 
 
 
 
 

Bayramda neden el öpülür?

18 Ağustos 2012, Cumartesi / ,
Add to Google
Türk toplumunda ayrılık ve kavuşma anlarında olduğu gibi bayramlarda da gelenekselleşmiş adabı muaşeret kurallarından biridir el öpme.
 

Sevgi, saygı, sadakat gibi pek çok duygunun belli zamanlarda bu yollu ifadesidir. Ayrıca, yalnızca bize özgü bir davranış da değil. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi farklı coğrafyalarda da büyüklere saygı ifadesi olarak karşımıza çıkıyor el öpme âdeti. Batı’da ise farklı şekillerini görüyoruz. Peki, hiç düşündünüz mü el öpme âdeti nasıl ortaya çıkmış ve toplumuzda yerleşmiş? Ya da bu davranışın altında hangi anlamlar gizli?

El öpmenin gelenekselleşmesi konusunda kesin bir yargıya ulaşmak elbet zor. Ancak ilk örneklerine bakıldığında kaynaklar bizi Asrı Saadet dönemine götürüyor. Konuya dair sorularımızı cevaplandıran Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Abdullah Kahraman hadis kitaplarından nakledilen bilgilere göre sahabelerin, Hz. Peygamber (sas)’in elini öptüklerinin bilindiğine dikkat çekiyor. Örneğin, Kâb bin Mâlik ve arkadaşlarının, Tebük Gazası meselesinden sonra affedilmelerine ilişkin ayetler inince Resûlullah’a giderek mübarek ellerini öptükleri aktarılmış. Buradan yola çıkarak, annebabanın, yaşlıların, hocaların ve devlet büyüklerinin saygı ve muhabbet ifadesi olarak elinin öpülebileceğini söylüyor Prof. Dr. Kahraman. Ancak bazı durumlarda bu eylemin mekruh olduğunu özellikle belirtiyor. Şöyle ki, İslâm âlimleri, hürmet ve dindarlıktan dolayı kucaklaşıp, el ve başı öpmenin mubah olduğunu söylemiş, dünyalık bir mesele ya da menfaat için el öpmeninse mekruh olduğu fikrinde birleşmiş. Kahraman ayrıca “İslam, bir kimsenin karşısında dalkavukluk yapmayı eğilip bükülmeyi de çirkin bir hareket saymıştır. El öpmeden önce eli öpülecek kişinin önünde yere kapanmak, yeri öpmek etek öpmek gibi davranışların da İslam diniyle bağdaşması mümkün değil.” diyor. Mesele burada tam da şu noktaya geliyor: İslam toplumların örf, adet ve muaşeret kurallarını dikkate alıyor, ancak olduğu gibi kabul etmek yerine dinin, aklın, canın, neslin ve malın korunması gibi temel esaslara aykırı olmamalarını şart koşuyor. Prof. Dr. Kahraman “Dinimiz tüm bunlarla uyumlu olanları kabul etmekte, olmayanları ise uyumlu hale getirmektedir.” diyor.  ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU