|  
  |  
  |  
  |  
Ocak 29, 2015
 
 
 
 
 
 

Bayramda neden el öpülür?

18 Ağustos 2012, Cumartesi / ,
Add to Google
Türk toplumunda ayrılık ve kavuşma anlarında olduğu gibi bayramlarda da gelenekselleşmiş adabı muaşeret kurallarından biridir el öpme.
 

Sevgi, saygı, sadakat gibi pek çok duygunun belli zamanlarda bu yollu ifadesidir. Ayrıca, yalnızca bize özgü bir davranış da değil. Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya gibi farklı coğrafyalarda da büyüklere saygı ifadesi olarak karşımıza çıkıyor el öpme âdeti. Batı’da ise farklı şekillerini görüyoruz. Peki, hiç düşündünüz mü el öpme âdeti nasıl ortaya çıkmış ve toplumuzda yerleşmiş? Ya da bu davranışın altında hangi anlamlar gizli?

El öpmenin gelenekselleşmesi konusunda kesin bir yargıya ulaşmak elbet zor. Ancak ilk örneklerine bakıldığında kaynaklar bizi Asrı Saadet dönemine götürüyor. Konuya dair sorularımızı cevaplandıran Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Abdullah Kahraman hadis kitaplarından nakledilen bilgilere göre sahabelerin, Hz. Peygamber (sas)’in elini öptüklerinin bilindiğine dikkat çekiyor. Örneğin, Kâb bin Mâlik ve arkadaşlarının, Tebük Gazası meselesinden sonra affedilmelerine ilişkin ayetler inince Resûlullah’a giderek mübarek ellerini öptükleri aktarılmış. Buradan yola çıkarak, annebabanın, yaşlıların, hocaların ve devlet büyüklerinin saygı ve muhabbet ifadesi olarak elinin öpülebileceğini söylüyor Prof. Dr. Kahraman. Ancak bazı durumlarda bu eylemin mekruh olduğunu özellikle belirtiyor. Şöyle ki, İslâm âlimleri, hürmet ve dindarlıktan dolayı kucaklaşıp, el ve başı öpmenin mubah olduğunu söylemiş, dünyalık bir mesele ya da menfaat için el öpmeninse mekruh olduğu fikrinde birleşmiş. Kahraman ayrıca “İslam, bir kimsenin karşısında dalkavukluk yapmayı eğilip bükülmeyi de çirkin bir hareket saymıştır. El öpmeden önce eli öpülecek kişinin önünde yere kapanmak, yeri öpmek etek öpmek gibi davranışların da İslam diniyle bağdaşması mümkün değil.” diyor. Mesele burada tam da şu noktaya geliyor: İslam toplumların örf, adet ve muaşeret kurallarını dikkate alıyor, ancak olduğu gibi kabul etmek yerine dinin, aklın, canın, neslin ve malın korunması gibi temel esaslara aykırı olmamalarını şart koşuyor. Prof. Dr. Kahraman “Dinimiz tüm bunlarla uyumlu olanları kabul etmekte, olmayanları ise uyumlu hale getirmektedir.” diyor.  ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU

 
Yazarlar
Mehmet Çetingüleç Mehmet Çetingüleç
İran, Türkiye’den ne istiyor?
MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE  MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Barış süreci mi genel seçimler mi?
ŞAHİN ALPAY  ŞAHİN ALPAY
Hizmet okulları, medar-ı iftiharımız
AHMET KURUCAN  AHMET KURUCAN
Gayretullah
AHMET SELİM  AHMET SELİM
Allah zihin açıklığı versin!
ALİ BULAÇ  ALİ BULAÇ
Fasit daire
Ali Yurttagül Ali Yurttagül
Atina depremi Brüksel’i sarsar mı?
MUSTAFA ÜNAL  MUSTAFA ÜNAL
Davutoğlu ne zaman ‘başkanlık’ diyecek?
A. TURAN ALKAN  A. TURAN ALKAN
‘Off’ olmasınlar!
Joost Lagendijk Joost Lagendijk
Yunan solcuları AB’yi değiştirebilir mi?
Lale Kemal Lale Kemal
Tartışmalı iç güvenlik paketi ve Jandarma
MEHMET KAMIŞ  MEHMET KAMIŞ
Türkiye’ye operasyon
NURİYE AKMAN  NURİYE AKMAN
Şeytan taşlamak
ABDÜLHAMİT BİLİCİ  ABDÜLHAMİT BİLİCİ
Mısır fiyaskosu kimin eseri!
AHMED ŞAHİN  AHMED ŞAHİN
Hatem-i Esam’dan düşündüren örnekler!
SEVGİ AKARÇEŞME SEVGİ AKARÇEŞME
Apple’ın yüzde yirmisi
BÜLENT KORUCU  BÜLENT KORUCU
Reza, İran’dan neden korkuyor?