|  
  |  
  |  
  |  
Aralık 19, 2014
 
 
 
 
 
 
Yazarlar 27 Aralık 2013, Cuma 0 0 0 0
HÜSEYİN GÜLERCE
h.gulerce@zaman.com.tr

AK Parti’nin en uzun günü…

25 Aralık 2013, AK Parti iktidarı için en uzun gündü. Ankara’da ortalık toz duman oldu: Son operasyonda oğullarıyla birlikte isimleri geçen üç bakan istifa etti. Erdoğan Bayraktar; “Milleti rahatlatmak için Başbakan da istifa etmeli.” dedi. Resmî Gazete’deki atama kararlarıyla Bayraktar’ın istifa etmediği, görevden alındığı anlaşıldı. Kabinenin üçte biri değişti.

9 yeni bakan geldi. Bir önceki İçişleri Bakanı ve Başbakan Erdoğan’ın en yakın arkadaşlarından İdris Naim Şahin, “Hükümette dar bir oligarşik kadro var.” diyerek AK Parti’den ayrıldı. HSYK, son yolsuzluk soruşturmasını yürüten savcılar hakkında inceleme başlattı. İstanbul’da yeni bir gözaltı dalgasıyla ilgili gözaltı taleplerini emniyet yerine getirmedi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, TCDD’deki ihalelerle ilgili olarak soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Yangın tahminlerin de ötesinde büyük ve hızla yayılıyor. Mesele artık “hükümet-cemaat meselesi” olarak izah edilemeyecek boyutlarda. Emniyette ve yargıda, telafisi giderek zorlaşan ayrışmalar mayalanıyor. Geniş çaplı da olsa, kabine değişikliği gidişatı belki frenletebilir ama yangını söndürmeye yetmez. Kabinedeki değişiklik kar lastikleri takmaya benziyor. Sürüş emniyeti için acil bir tedbir, ama yol emniyeti, sürücü hataları, hava şartları, karşı yöndeki sürücü davranışları hesaba katılıyor mu?

Hasar tespit raporlarını, hükümet, cemaat için değil Türkiye için yapmalıyız. Çünkü asıl zararı hükümet ya da Hizmet değil, ülkemiz, insanımız, geleceğimiz görecek. Bir limana sığınmalıyız. Sağduyu, ortak akıl ve hukukun üstünlüğü limanı… Bunu ancak hükümetin basiretli tavrı sağlayabilir. Acil tedbirlere, tansiyonu hızla düşürmeye ihtiyaç var. Yaşanmış bütün krizlere bakılsın, hiçbir hükümet bu kadar çok cephede problemle baş edemez.  Kanaatimce Sayın Başbakan’ın ilk yapması gereken; artık Hizmet hareketini hedef göstermekten vazgeçmesidir. Bazen ima ile bazen aleni ithamlara bir son vermelidir. Kasetler, dinlemeler, paralel devlet kurmalar başta olmak üzere müminlerin asla tevessül etmeyeceği ahlaksız işleri, koskoca bir camiaya hamletmekten vazgeçmelidir. İktidar, şikâyet makamı değildir. İddia ettiklerinizi yapanları -kimse onlar- Allah aşkına gözlerinin yaşına bakmadan hukuk içinde cezalandırın. Bunu yapmayıp, her gün milyonlarca mümini rencide etmeniz, onların “iftiraya uğruyoruz, hem de Başbakan tarafından…” diyerek yaralanmalarına yol açmayınız.

Sayın Başbakan, Hizmet cephesinde vuruşmayı artık bırakınız. Enerjinizi ve gayretinizi, hukukun üstünlüğü limanına demirlemeye harcayınız. Dünyada yolsuzluklarla nasıl mücadele ediliyorsa hızla onları uygulayınız. Şeffaflıkla ilgili acil yasa değişikliklerini Meclis’e getiriniz. Siyasî hayatta büyük depremin habercisi, en yakın dostların küstürülmesi, onların ağır ithamlarla lidere tepki vermesidir. Erdoğan Bayraktar ve İdris Naim Şahin’in tepkilerine parti yönetiminden izahlar getirilebilir. İktidara yakın gazeteler kılıf da dikebilir. Ama vakayı ortadan kaldırmaz. Bu iki bakan tepkisini, bir alarm kabul etmek daha isabetli olur.

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile uğraşmak, iktidarın elini ayağına dolaştırmak; ömür boyu istikrar, huzur, kardeşlik için çırpınmış insanların işi olamaz. Sıçrama rampasındaki Türkiye’nin önünü kesmek ihanettir. Kim bu konuda hükümete çelme takmaya çalışıyorsa, kim bunun için başkalarıyla işbirliği yapıyor, geleceğimize kastediyorsa Allah onlara fırsat vermesin…